17 Eylül 2017 Pazar

AYIN ÇAYI , EYLÜL KARIŞIMI …



Sonbaharın ilk ayı olan Eylül ayının ortasına geldik. Mevsim değişiklikleri ilk olarak gündüz ve gece arasında artan ısı farklarıyla kendini göstermeye başladı.

Bu da demek oluyor ki artık vücut direncimizi arttırmak için daha titiz davranmamız gerekiyor. Özel çay karışımları bizlere bu yolda geniş seçenekler sunuyor. Bu seçeneklerden biri bağışıklık sistemimizi güçlendiren en popüler karışımlarımızdan olan Eylül çayı.

Bir Güney Afrika bitkisi olan Rooibos, Paraguay çayı olarak bilinen Mate, Seylan çayı, ekinezya yaprakları, portakal kabukları ve meyve parçacıkları ile harmanlanan Eylül çayı hem dinçlik veren hem antioksidan kaynağı, içimi çok lezzetli bir çay çeşididir. 

Ülkemizde “kırmızı çay ve kızıl çay” olarak bilinen rooibos çayı, Güney Afrika’ya özgü “kızıl çalı”dan elde edilmektedir. Kırmızı rooibos çayı tatlıdır, antioksidan bakımından oldukça zengin olan rooibos çayında kafein yoktur ve tanen oranı oldukça düşüktür. Rooibos’daki yüksek antioksidan oranı vücudun iç savunma sistemlerini hastalığa karşı arttırır. Rooibos içeriğinde yer alan C Vitamini, karotinoid, flavonoid ve farklı etken maddeler sayesinde serbest radikalleri etkisiz hale getirmekte ve böylece vücudu çeşitli hastalıklardan korumaktadır.

Güney Amerika’ya özgü küçük bir ağaç olan “Yerba Mate”nin yapraklarından elde edilen mate çayı kafein ve teobromin gibi uyarıcılar içermektedir. 

Faydalarından bazıları;

-Alerjilere karşı kullanılır
-Vitamin bakımından zengindir
-Antioksidandır
-Canlılık verir
-Kalbi güçlendirir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir
-İltihap önleyici özelliği vardır

Ekinezyanın çiçeği, yaprakları ve kökü kullanılabilir. En sık kullanıldığı durumlar enfeksiyonlara karşı ve grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşıdır. Soğuk algınlığına karşı iyi gelir, antiseptik özelliği vardır. Boğaz ağrısına iyi gelir, kuru öksürüğü geçirir, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Eylül karışımındaki az miktardaki seylan çayı dinçlik ve zindelik vermekte etkili olurken, içindeki kuru meyve parçaları ile vitamin desteği sağlamaktadır.

Hem hoş ve yumuşak aroması hem de etkin bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendirme özelliği ile sonbahar ve kış mevsimi süresince bol bol Eylül çayı ile çay keyfi yapmanızı tavsiye ediyoruz. 


Biz şimdiden Eylül çayımızı yudumlamaya başladık bile…

10 Eylül 2017 Pazar

Sonbahar Çiçekleri ve Çay




“Sonbaharda çiçeklerden bahsetmek iyi gelir. İnsanın içini ilkbahardaymış gibi ümitle doldurur.”
Ne güzel söylemiş Paulo Coelho…

Çiçeklerden, bitkilerden bahsetmek ve hatta yeni bir mevsime bir fincan bitki çayıyla merhaba demek güzel bir moral desteği olabilir. Doğada sarı ve kırmızı tonlarının yoğunlaştığı sonbahar mevsiminde serinleyen hava ile bitki örtüsünün gelişimi duraksar. Ardından yaklaşan soğuklar, tüm doğayı yoğun bir dinlenme dönemine alır. Her şeye rağmen hala bizler için farklı çiçek seçenekleri mevcuttur.

Çay bitkisi çok farklı çeşitleriyle her mevsim için lezzetli seçenekler sunuyor aslında. Peki sonbaharda hangi çeşitleri tercih etmeliyiz? Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek en önemli nokta çünkü gerek kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmek gerekse artan gece gündüz ısı farkı gibi sebeplerle soğuk algınlıklarının yaygınlaşması bu dönemde başlıyor.

Chai baharatlı karışım çayları tercih edebiliriz. Kakule, karanfil, tarçın ve zencefil baharatlarının karışımına genel olarak chai denir. Beyaz çay, yeşil çay veya kırmızı çayla yapılacak chai karışımları hem soğuk günlerde içimizi ısıtır hem de içeriğindeki bileşenler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirir.
Bağışıklık sistemi güçlendiren çay çeşitlerinden bir sonraki yazımızda detaylı bahsedeceğiz. Hala ılık havalar hakimken sonbaharda doğanın bizlere sunduğu bitkilerden konuşalım istiyoruz biraz daha ..

Mesela medine çiçeği hem şirin görüntüsüyle hem de faydalarıyla sonbaharla birlikte bizlere merhaba diyor. Ponpon şeklinde olan mor ve beyaz renkli çiçekleri en çok sonbaharda açar. Yazdan sonra havalar serinlemeye başlayınca, tercih edilen çiçeklerin başında gelir. Ateş düşürmede, eklem ağrılarını gidermede ve boğaz içi yaralarını iyileştirmede yardımcıdır. Tek başına ya da karışımlarda az miktarda kullanarak çayını tüketebilirsiniz.

Portakal nergisi de turuncu rengiyle en çok sonbaharda çiçeklenmeye başlar. Bol miktarda C vitamini içeren ve aynısafa ismiyle de bilinen bu bitki bademcik iltihabı ve sinüzit rahatsızlıklarında olumlu etkiye sahiptir.

Hem hoş renkleri hem de faydaları ile bu iki çiçeğin kuru yapraklarını biz de karışımlarımızda kullanıyoruz. Tabi ki sonbaharda bizlere hem görsellik hem faydalar sunan daha bir çok çiçek var.
Bunlardan bazıları sıklamen, kasımpatı, yıldız çiçeği, zinya, açelya, kozmos, Atatürk çiçeği ve kadife çiçeğidir.

Sonbahar yazın kavurucu günlerinden sonra biraz uzak kaldığımız bir fincan sıcak çaya tekrar merhaba dediğimiz bir mevsimdir. İster bir kitap eşliğinde ister güzel bir dost sohbetinde keyifli çay saatleri yaşayacağımız günlere merhaba diyelim hep birlikte...


  

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Şeftalili Beyaz Çayla Yenilenin …



Bu hafta sonbaharın ilk ayı olan Eylül’e merhaba diyeceğiz. Aşırı sıcak geçen yaz günlerinin ardından biraz daha ılık bir havayla rahatlayacağız.

Mevsim değişiklikleri de yavaş yavaş vücudumuzdaki etkilerini göstermeye başlayacak. Sağlıklı beslenme, spor ve pozitif düşüncelerle bu etkileri en olumlu şekilde yaşamak bizlerin elinde tabi ki.
Beyaz çay hücre yeniliyeci, zindelik verici, metabolizma hızlandırıcı ve toksin atıcı özellikleriyle bu dönemlerde tam da bizim aradığımız içecek olmaya aday bir çay çeşidi.

Beyaz çay, çay bitkisinin en saf ve doğal hali olarak diğer çay çeşitlerine göre daha fazla etkin madde içerir. Antioksidanların bir grubu olan kateşin ve flavonoidler bakımından oldukça zengindir. Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve özellikleri konusunda detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Şeftalili beyaz çay karışımında beyaz çay yapraklarının yanı sıra doğal olarak kurutulmuş küçük şeftali parçaları da içermektedir. Eski çağlarda Çin’de uzun yaşamın ve ölümsüzlüğün sembolü olarak önemli bir yere sahip olan şeftali bol miktarda C vitaminin yanı sıra A ve B vitamini, magnezyum, potasyum ve kalsiyum açısından da oldukça zenginfreedir. Şeftali antioksidanlar açısından da iyi bir besin kaynağıdır. Kanda biriken toksinlerin atılmasını sağlayarak kanı temizler.

Çay bitkisi yapısı gereği kokuyu ve aromayı çok çabuk absorbe etme özelliğine sahiptir. Tea&Pot olarak karışımlarımızın içinde, içeriğinde yazan çeşitlerin hepsi birebir yer almaktadır. Çay bitkisi son aşamasında farklı bitki, meyve veya baharat çeşitleriyle harmanlanıp aynı zamanda bu malzemeler ile tütsülenerek kurutularak doğal yollarla aromalandırılmaktadır. Yani şeftalili beyaz çayımızı tamamen doğal bir çay olarak gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.

Sağlık açısından birçok olumlu özelliklere sahip olan bu ikilinin bir araya gelmesiyle yumuşak içimli ve hafif tatlı bir aromaya sahip güzel bir karışım ortaya çıkıyor. Hem ılık hem de soğuk olarak tüketebilirsiniz. Kafein oranı yok denecek kadar az olduğundan akşamları da rahatlıkla tercih edilebilir.

Hem sağlıklı hem de hafif bir çay içmeyi tercih edenlerdenseniz şeftalili beyaz çay güzel bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor…

20 Ağustos 2017 Pazar

Çay ve Tein




Kahve ve kafein ilişkisi denildiği zaman hepimizin kafasında az da olsa birşeyler beliriyor. Peki çay ve tein denildiği zaman? Nasıl yani çayda da mı kafein var diyenler oluyor hemen. Tabi ki normal sınırlarda kalındığı zaman kafein de çok zararlı diyemeyiz. Hatta gün içinde hepimizin ihtiyacı oluyor kafeine. Kafein ile karşılaştırıldığında bitkisel özelliğinden dolayı çaydaki tein daha masumdur.

Çoğumuzun vazgeçilmezidir bol köpüklü bir türk kahvesi ve aynı zamanda hem güne merhaba derken kahvaltımızda hem de gün içinde içtiğimiz sıcacık çaylar…

Tavsiye edilen ölçüleri aşmamak kaydıyla her birinin ayrı bir keyfi ve ayrı bir tadı vardır.

Kafein; tein, matein, guaranin gibi isimlerle de anılan ve başlıca kahve, çay, kolalı içecekler ve az miktarda da kakaoda bulunan alkali bir kimyasal maddedir.

Aslında tein ve kafein kimyasal yapılarına bakıldığı zaman özdeştir. 

Bir fincan çayda 30 mg kafein bulunmaktadır. Kahve çeşitleriyle karşılaştırırsak bir fincan kahvede 100 mg a kadar çıkmaktadır kafein oranı. (Türk kahvesi:60 mg, Espresso:100 mg, Filtre Kahve:100 mg) Eczacılar Birliğinin önerdiği günlük kafein tüketim miktarı da 300 mg.dır.

Ancak çay bitkisinin yapısı sayesinde tein etkileşim olarak bazı farklılıklara sahiptir.
  • Beyaz ve yeşil çay gibi çok az işlem görmüş çay çeşitleri özellikle de demleme koşullarını tam uyguladığımız zaman çok az miktarda kafein içermektedir. Daha az demlemek, aşırı kaynar su kullanmamak tein oranını etkileyen en önemli faktörlerdendir.
  • L-teanin, çay bitkisinde bulunan bir amino asit (proteinleri oluşturan temel yapı taşları) olarak stresi azaltır ve rahatlama sağlar. Kafeinle uyumlu bir şekilde etkileşime girer ve vücuda dinçlik verirken aynı zamanda da yatıştırır. 
  • Çay bitkisinde yüksek oranda bulunan antioksidan kafein emilimini yavaşlatır. Böylece yüksek oranlı bir kafein almazsınız ama kafeinin vücuda verdiği dinçlik ve dinamiklik özelliklerini daha faydalı bir şekilde almış olursunuz.
Kahvedeki kafein beyin sinir hücrelerini uyararak ve hatta biraz da sinirleri gererek ayılmışlık ve canlanmışlık duygusu verirken; çaydaki kafein (tein) L-teanin le de etkileşime girerek sinirleri uyarmaz; gevşetir ve rahatlatır. Ruhu dinlendirir ve daha zinde hissetmemizi sağlar.

Kahvedeki kafeinin vücuttaki etkisi 2 saat sonra kaybolur ve tüm yorgunluğumuz kaldığı yerden kendini gösterirken; çaydaki kafeinin etkisi gerçek rahatlama ile sonuçlanır.

Çay bitkisi gördüğü işlemlere göre sınıflandırılmakta olup her bir sınıfın ayrı özellikleri vardır. En az işlem görmüş çay çeşitlerinde yok denecek kadar azdır kafein miktarı.Yine de tüm çay sınıfları için konuşacak olursak hepimizin ihtiyaç duyduğu kafein oranı çayda masum seviyelerdedir.

Kafein içeriğine göre en azdan en fazlaya göre çay çeşitlerinin sıralaması ise şöyledir;
Beyaz Çay < Yeşil Çay < Oolong Çayı < Siyah Çay

Keyifli ve dinlendirici çaylar içmeniz dileğiyle …

14 Ağustos 2017 Pazartesi

BİR FİNCAN SAĞLIK




KANSER ÖNLEYİCİ: Beyaz çay, kanser yapan hücrelere ve kolon, prostat, mide kanseri gibi birçok farklı kanser çeşidine karşı etkileci bir koruyuculuğa sahiptir. Antioksidanların bir grubu olan flavonoidler, kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve yenilerinin oluşmasını önler.

DÜŞÜK KAN BASINCI : Çalışmalar, beyaz çayın kanı sulandırdığını ve atardamar fonksiyonlarını düzenlediğini göstermiştir. Yüksek kan basıncını düşürmeye ve sağlığı korumaya yardımcı olur. Beyaz çay, güçlü ve sağlıklı kan damarlarının gelişimine yardımcı olarak felcin tahribatına karşı koruyucu etki gösterir.

DÜŞÜK KOLESTEROL : Diğer bir antioksidan grubu olan kateşinlerin kolesterolü düşürdüğü bulunmuştur ve beyaz çay bu bileşenlerce zengindir. Kolesterol bir çeşit yağdır ve sağlık için gereklidir. Vücutta iyi kolesterol ve kötü kolesterol diye iki gruba ayrılır ve beyaz çay, kötü kolesterolü düşürürken, iyi kolesterolü yükseltir. Bu da damar sertleşmesinin ve damar tıkanıklığının önlenmesine yardımcı olur.

ANTİBAKTERİYAL & ANTİVİRAL ETKİYE SAHİPTİR: Beyaz çay bakteri ve virüslerin doğal yok edicisidir. Beyaz çayda bol miktarda bulunan antioksidanlar, yaygın hastalıklara ve istilacı çeşitlere karşı koruma sağlayarak tüm bağışıklık sistemini güçlendirir. Genel soğuk algınlığı ve gribe karşı korunmaya yardımcı olur ve HIV belirlilerini hafifletebilir.

KALBİ KORUR: Beyaz çay kanı sulandırarak, kan basıncını düşürerek ve kolesterolü düşürerek kalbi ve tüm dolaşım sistemini korur. Araştırmacılar, günde 2 fincan veya daha fazla çay içenlerde, kalp krizinden ölümlerin içmeyenlere göre %50 daha az olduğunu tesbit etmişlerdir. Beyaz çay tam anlamıyla kalbi güçlendirici etkiye sahip olağanüstü bir içecektir.

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR: Çalışmalar, düzenli olarak çay içenlerin kemik yoğunluğunun çok yüksek olduğunu ve çay içenlerin içmeyenlere göre çok daha güçlü kemik yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Beyaz çay ayrıca romatizma ve osteoporoz hastaları için çok faydalı etkilere sahiptir.

SAĞLIKLI DİŞ VE DİŞ ETLERİ SAĞLAR: Beyaz çay, dişleri daha güçlü ve sağlıklı yapan az miktarda florid ve diğer besin elementlerini içerir. Ayrıca plak, diş çürümesi ve kötü nefes kokusuna sebep olan bakterileri de öldürür.

SAĞLIĞA YARARLI DİĞER ETKİLERİ: Beyaz çayın daha birçok yararları vardır. Kan şekerini düşürür ve diyabetin belirtilerini hafifletir. Stresi azaltır ve enerji sağlar. Çalışmalar, çayın metabolizmayı hızlandırdığını, vücuttaki fazla yağın yakılmasını teşvik ettiğini fakat dengeli diyet ve düzenli egzersiz ile bu fazlalıklardan kurtulmanın daha iyi olacağını önermiştir. Bunlara ilaveten kilo verme programınızda beyaz çaya da yer vermeniz uygun olabilir.

CİLDİ KORUR VE GÜÇLENDİRİR : 
Cilti kuvvetlendirici, yeni cilt hücre yetişmeyi destekleyicidir. Çevre ve günlük cilt yıpranmalara karşı cildi koruyucudur. Pürüzsüz ve yumuşak bir deri oluşumunda etkin rol oynar. İçeriği ile kolajen yıkımını sınırlandıran beyaz çay, cilde esneklik veren elastin maddesinin yıkımını önlüyor, sıkı ve esnek cilt oluşumunu destekliyor. 

Böylece yaşlanmaya karşı savaşımızda en büyük yardımcılarımızdan biri oluyor. Esnek ve daha sıkı bir cilde sahip olmak istiyorsanız günde üç bardak beyaz çay tüketmenizi öneriyoruz.
Eğer çay içmeyi seviyorsanız ,beyaz çayı günde 2-3 fincan içmenizi öneririz. Günlük olarak toplamda 5-6 fincanı geçmeyecek şekilde çay çeşitlerinden tercih edebilirsiniz.
En önemli nokta 80-85 derecelik bir suda beyaz çayımızı demlemektir. Hassas ve değerli çay yapraklarını (1 fincan için bir tatlı kaşığı) çok kaynar suda yakmadan 5-6 dakika demlemek yeterlidir.
Hazırlanması bu kadar kolay olan beyaz çay, bizlere sağlık yönünden sunduklarını düşünürsek daha çok önemsenmeyi hak etmiyor mu sizce de ?

BİR FİNCAN SAĞLIK İÇİN BEYAZ ÇAY

Doğal ve sağlıklı ürünler tüketmek hepimiz için en önemli kriterlerden biri haline geldi. O kadar çok katkı maddeli ürünle çevreliyiz ki beslenmemize ve yaşam şeklimize daha çok özen göstermemiz gereken bir dönemde yaşıyoruz. Her geçen gün artan doğal ve sağlıklı beslenme alternatifleri bizlere daha çok seçenek sununuyor. Yani artık daha şanslıyız…

Beyaz çay, çay bitkisinin en saf ve doğal haliyle sağlıklı bir içecek olarak daha çok keşfedilmeyi bekliyor. Beyaz çay diğer çaylar gibi aynı çay ocağından, yapraklar açmadan, tamamen tomurcuk iken toplanır.Tomurcuklar tüylü, sanki beyaz saçı andırır bir görünüştedir. Gümüş ve altın iğnelere benzerler.Çok dikkatli ve tabiki elle hasat edilirler. Beyaz çay, tomurcuk ve bir yapraktan da olur. Hatta iki yaprak ve bir tomurcuktan -iki buçuk yaprak- yapraktan da olur. Tabi bu çayın toplandığı sürgüne ve ülkesine göre değişebilir. Beyaz çay üretiminde sadece iki aşama vardır, soldurma ve kurutma.

Çaylar iç mekanda serilir, sadece ortamdaki doymuş havayı uzaklaştırma suretiyle ortam sıcaklığında hava ile soldurma ve ve kurutma işlemi yapılır. Böylece çay bitkisinin sahip olduğu olumlu özelliklerinin çoğunu korumayı başarır. Beyaz çay  diğer çay çeşitlerine göre daha fazla etkin madde içerir. Çay çeşitlerine göre beyaz çayda daha az kafein vardır. Siyah çayda bir fincanda bu 40mg, yeşil çayda 20mg iken beyaz çayda 15mg'dır. 

7 Ağustos 2017 Pazartesi

ÇAYLI TARİFLER

“Bir çay alayım lütfen, demli olsun” tam da çayla özdeşleşmiş bir kalıpken, artık günümüzde “matcha çaylı bir dilim kek ya da chai tea latte lütfen” şeklinde istekler çay kültüründe yerini almaya başladı. İçinde çay bitkisi bulunan lezzetlerde seçenekler çok genişledi. Alkollü ve alkolsüz kokteyllerde, keklerde, çikolatalarda, dondurmalarda çay çeşitlerinden tatlar bulmak çok yaygınlaştı.
Eskiden tatlı, tuzlu alternatiflerin yanında yer alan çay artık sadece sıcak içecek olmaktan çok öte, çayların sihirli dünyası farklı lezzetlerle sizleri bekliyor. Birçok mekanın menüsünde yer alan çaylı seçenekleri aslında evlerimizde de rahatlıkla hazırlayabiliriz. En büyük yardımcımız internetten biraz destek alarak tabi. En çok kullanılan Matcha, sadece Japonya’ya özgü inanılmaz kuvvetli antioksidan ve metabolizma hızlandırıcı etkili bir çaydır. Toz şeklinde kullanıldığı için özellikle sütle ve tatlılarla çok rahat kullanılabilmektedir.
Diğer yaprak çayları da demleyerek ya da yaprak halleri ile çok rahat kurabiye, kek veya alkollü, alkolsüz kokteyllerde kullanabiliriz. 
Matcha kokteyl 

Malzemeler
• 1 çay kaşığı matcha tozu
• 60 ml su
• 120 ml tonik suyu
• 60 ml cin
• 30 ml misket limonu (lime) suyu
• 1 çay kaşığı şeker şurubu (isteğe bağlı)
Hazırlanışı
• Tarifte verilen ölçüdeki matcha ve suyu kullanarak matcha çayını hazırlayın.
• Bir shaker’ın içine hazırladığın çay, lime suyu, cin, şeker şurubu ve buz ekleyerek iyice çalkalayın.
• Karışımı süzerek ince uzun bir kokteyl bardağına koyduktan sonra üzerine tonik suyunu ve taze nane ekleyerek servise hazır edebilirsiniz.
Not: Soğuk ya da sıcak olarak Matcha Latte için Matcha tozunu kaynamış su ile karıştırıp içine sıcak ya da soğuk süt ve buz ekleyerek keyifle içebilirsiniz.
Bitter Çikolatalı Earl Grey Çaylı Truffle
Malzemeler
• 340 gr kakao oranı yüksek bitter çikolata
• 1 çaykaşığı hindistan cevizi yağı
• 1,5 su bardağı süt
• 5 tatlı kaşığı earl grey 
çay
• 1/4 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanışı
• Sütü ısıtmaya başlayın ılıdıktan sonra çayınızı sütte demleyin.
• Sütün rengi hafif kahverengiye dönünce ateşten alın.
• Bir kapta çikolataları parçalayın ve hindistan cevizi yağını koyun. Üzerine sıcak sütü ve tuzu ekleyin.
• İlk olarak üzerini streç filmle hava almayacak şekilde kaplayıp oda sıcaklığına gelmesini bekleyin.
• Ardından 1 saat buzdolabında bekletin.
• Çıkarıp ufak toplar yapın ve kakaonun içinde yuvarlayın.
• Üzerini çay yaprakları ile süsleyin.

Daha birçok farklı tarifi uygulayabileceğiniz çay çeşitleri ile hem kendiniz ve misafirleriniz için keyifli alternatifler yaratabilirsiniz hem de çayın faydalı özelliklerini mutfağınıza ve yaşamınıza daha çok katmış olursunuz.

Bol çaylı ve keyifli günler dileğiyle ☕️🌿

31 Temmuz 2017 Pazartesi

ÇAYIN FELSEFESİ


YEDİKASE ÇAY
İlk kase dudaklarımı ve boğazımı ıslatır
İkinci kase yalnızlığımı ve melankolimi kovar
Üçüncü kase kurumuş iç organlarıma sızar,
Beş bin kıvrımın edebi göbeğinden başka bir şey bulmadan
Dördüncü kase hafif bir terleme yapar,
Hayatın haksızlıklarını gözeneklerimden dökerek
Beşinci kase etimi ve kemiklerimi arındırır
Altıncı kase beni ölümsüzlere katar, o kadar keyifli
Yedinci kaseyi içmeme gerek yok,
Kanatlarımın altında sadece saf rüzgarın telaşlı esintisini hissederim.

Çinli şair Lotung’un 9. Yüzyılda yazdığı bu şiir tam da bir özeti gibi çaya olan bakış açısının. Çay yüzyıllar önce Çin’de keşfedilmesinin ardından sadece sıcak bir içecek olmaktan çok öteye geçmiştir.

Demlenmesi,sunumu ve sağlık açısından sahip olduğu  birçok özelliğiyle diğer bütün sıcak içeceklerden farklı olarak bir felsefesi de olan çay aslında her ana ve duyguya yakışan bir içecektir.

Önce  Çin’de daha sonra Japonya’da kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler ve çay içmeye derin bir anlam yüklemişlerdir.

Sonraları Uzakdoğu’daki kadar olmasada her ülkenin farklı bir çay kültürü oluşmuştur. Farklı demleme ve sunum özellikleri olan farklı kültürlerde tek ortak nokta çayın hissettirdikleridir.

Dertleşirken, hoş sohbetler ederken, ruhumuzu dinlendirirken, rahatlamak ya da ayılmak istediğimizde yanı başımızda sıcacık bir fincanla eşlik eder bize çay hangi çeşidiyle olursa olsun. Belki de çoğu zaman fark etmeyiz bile ama varlığıyla her duygumuza eşlik eden bir içecektir çay.

İlk yıllardan itibaren bu içeceğin sağlıklı olduğu kadar rahatlatıcı ve ruhani bir yanı olduğu düşünülüyordu. Çay felsefesine göre çay, gerek ahlakla, gerek dinle, gerekse insana ve doğaya olan bakış açımızla birebir ilintili olduğundan sadece estetizm değildir. Temizliğe özendirdiği için hijyendir. Basit olanın içindeki rahatlığa işaret ettiği için ekonomidir.

Ülkemizde de çok önemli bir yere sahip olan çay özellikle Çin ve Japonya’da manevi olarak da çok değerlidir. Özellikle Japonya’daki çay seremonileri ile her fincanın ve demlemedeki her adımın felsefik ve ruhani bir anlamı ve dinginliği vardır. Aslında tüm kültürlerde ortak olan çayın pozitif enerji yayan gücüyle içildiği ortama huzur vermesidir. Hem aroması ve özellikleriyle hoş bir içecektir hem de sohbetlere eşlik eden dert ortaklarından biridir. Çünkü her ortama eşlik edebilecek bir gücü vardır.


Oğuz Atay ne kadar güzel özetlemiş, “biz, yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz. Avuçlarken ince belli bardağı, hücrelere kadar hissettiren sıcaklığında unuttuk yalnızlığı…”