18 Şubat 2018 Pazar

ÇAY KÜLTÜRLERİ

Keşfedildiği ilk günlerde biraz keyif biraz da dertlere deva olarak ilaç niyetine içillen çay yıllar geçtikçe tüm dünyaya yayılarak sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmiştir. Önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, kendi dini ritüellerine uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler ve buna derin bir anlam yüklemişlerdir.

Çayla tanışan ülkeler zamanla kültürleri doğrultusunda kendilerine has çay kültürlerini oluşturmuşlardır. Mesela, Fransız kültüründe çay, uzun süre demlenmeden, ince porselen bir fincanda ikram edilir. Hafif içimli bir çayın yanında küçük bir çikolata, krokan veya pralin ikram edilir. İngilizler, Earl Grey çayını tercih ederler. Bu yoğun kokulu çay, bergamut esansı ile harmanlanarak hazırlanmaktadır. Bugün İngiltere de çat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi vakti olan 'Beş Çayı' olarak adlandırılıp, Dünya'ya da armağan edilen küçük çay daveti, dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup, Kral Edward döneminden beri devam etmektedir. Çay, birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş, törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel  yemek kültürlerine uygun olarak kendilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir. Japonlar çaya bir sanat olarak bakarlar. Diğer sanatlarda olduğu gibi çay sanatının da dönemleri ve ekolleri olmuştur. Kaynatma, Çırpma ve Demleme olmak üzere başlıca üç dönemden söz edilebilir. Günümüzde son ekolün ağırlığı hissedilmektedir. Moğolların çay içme biçimleri ise gerçekten çok şaşırtıcı, çaya biraz yağ, bir tutam tuz, biraz un ya da darı ekliyorlar. Rusya'da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerler, beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer. Tibet po cha ya da tereyağlı çay, tuz ve Tibet öküzünün yağıyla birleştirilip servis edilir. Çay, acı bir tat elde etmek için saatlerce demlenir. Sonra tereyağı ve tuz ile karıştırılır. Nane ile yeşil çayın mükemmel kombinasyonu. Fas'ın daha doğrusu Kuzey Afrika'nın en popüler içeceğidir. Hong Kong'ta meşhur olan sütlü ve buzlu çay, çorap ya da ipek çorap çayı olarak da biliniyor. Şaka değil gerçekten adı bu şekilde tanınıyor, çünkü rengi ten rengi çoraba benziyor. Hazırlamak için kaliteli donmuş siyah çay ile, yoğunlaştırılmış sütü buzla beraber karıştırmak gerekiyor. Sütlü inci çayı ya da köpüklü çay, bütün dünyada doğa harikası bir şey haline geldi. Kökeni Tayvan'a dayanır. Soğuk ve ya sıcak servis edilebilir. Şeker şurubu ile tapyoka incilerinin pişirilmesiyle hazırlanır. Chai sadece Hindistan'a özel değil. Baharatlı ve kremalı masala çayı, Pakistan'da öğlen çayı olarak oldukça meşhur. Mısır, çay ithalatında ön sırayı tutuyor. Yaygın içeceklerinden biri tatlandırılmamış siyah çaydır. Hibiskus çayı genellikle düğünlerde ikram edilir. Moğolistan’da Suutei tsai geniş bir tavada süt ve tuz ile pişirilir. İştah açıcı bu çay, yaygın yemeklerle birlikte metal bir tasın içinde servis edilir.

Farklı kültürler, sunumlar ve lezzetler olsa da çayın birleştirici gücü tüm ülkelerde insanlara keyifli çay saatleri yaşatıyor.

11 Şubat 2018 Pazar

Hıgh Tea Nedir?


İşimizin en sevdiğimiz yanlarından biri de farklı konseptlerde çay workshopları düzenlemek. Bunlar arasında İngilizler’e özgü High Tea konseptli olan etkinliğimiz gerek içeriği gerek aksesuarları ile tabi ki diğerlerine göre biraz daha farklı oluyor.

Peki nereden geliyor High Tea kültürü? Çay 1657’de İngiltere’ye sıçramış, ancak fiyatım yüksek olması sebebi ile halkın kullanımı XVIII. Yüzyılda gerçekleşmiştir. İngiltere’nin kendine özgü çay kültürünün temelleri ilk olarak 1600’lü senelerde Kraliçe Anne’in uzak doğudan getirttiği çaylarla atılıyor. 1800'lü yıllarda İngiltere'de sabah ve akşam yemeği olarak iki öğün yemek yermiş. Özellikle akşam yemekleri çok ağır ve geç saatlerde yenirmiş. Yedinci Bedford düşesi Anna, diyabet hastası olduğu için yemek saatlerinin aralarında açlıktan bayılıyormuş. Bu yüzden saat beş civarları odasına çay ve atıştırmalık kurabiye söylermiş. Bu alışkanlığı etrafındaki kişilere de yayılmış. Zamanla arkadaşlarını odasına çağırarak beş çay partileri yapmaya başlamış. Bu davetler Kral Edward'ın da hoşuna gitmiş ve bir süre sonra o da çay partileri düzenlemeye başlamış. Sarayda başlayan bu etkinlik zamanla tüm İngiltere'ye yayılmış.

Low Tea (Düşük Çay) ve High Tea (Yüksek Çay), İngiliz çay seremonisine dair en önemli iki konsept. İsimler kullanılan masaların yüksekliklerinden geliyor, Low Tea daha çok alçak masalarda, öğleden sonra atıştırmalık yiyeceklerle 3-5 arasında servis ediliyor. High Tea ise daha geç saatlerde (5 ve sonrası), akşam yemeği yerine geçecek kadar kapsamlı bir menüyle daha yüksek masalarda servis ediliyor. 

Peki İngilizler neden çaylarına süt katarlar?İlk dönemlerde bardağı ısıtmak için süt bardağa dökülüyorken daha sonra doğrudan çay bulunan bardağa dökülmeye başlanmış. Eğer sütü bardağa önce dökerseniz bardağı çatlamaktan engelleyebilirsiniz, eğer sütü daha sonra eklerseniz farklı bir aroma katarsınız. Bu iki seçenek arasında gidip gelen İngilizler son olarak sütü çaya eklemeyi tercih etmiş.

Beş çayı kültürünün kuralları
1- Servis edilen yiyeceklerin çoğunlukla çatal, bıçak kullanılmadan yenebilecek şeyler olarak seçilmesi gerekiyor.
2-Bardağı kibar ve düzgün bir şekilde tutmak.
3- Servis eden kişi muhabbeti bölmemeli.
4- Çok ağır yiyecekler yerine hafif atıştırmalık kurabiye ve kekler tercih edilir.
5. Misafirlerin tabağına konulanlar bitirilmezse ayıp olarak kabul edilir ve bir sonraki davete çağırılmazlar.
6- Beş çayında kesinlikle sallama çay kullanılmaz. Sallama çayla yapılan beş çayı özensiz ve misafirine yapılan haksızlık olarak görülür.
7- Her kişinin masasında mutlaka sıcak süt ve şekeri özel porselenler içerisinde bulunur.

Çay bitkisi bu farklı sunumla İngiliz kültüründe böylesine gösterişli bir yer bulmuştur kendisine.Her zaman mümkün olmasa da arada böylesine bir çay ziyafeti yapmak ve o dönemleri ve çayın sihirli dünyasını konuşmak bizler ve davetliler için çok keyifli bir çay molası oluyor.



28 Ocak 2018 Pazar

DİNÇLİK



Dinçlik tanımı kısaca gücü ve sağlığı yerinde olma durumudur. Tanımı bu kadar kısa olsa da hepimiz için değeri oldukça büyük bir kavramdır. Dinçlik, yoğun hayat tempomuzda sağlıklı bir şekilde koşturabilmek için destek ve güç demek çünkü hepimiz için.

Dinçliğimize katkıda bulunacak çay çeşitlerinden en etkilileri beyaz çay ve yeşil çay çeşitleridir. En etkili yanları sahip oldukları antioksidan oranlarının çok yüksek olmasıdır. Bu iki gruba ait çay çeşitleri antioksidan yapısıyla birçok hastalık oluşumuna sebep olan serbest radikalleri azaltarak hastalıklarla başa çıkmada etkili rol oynuyor. Bu konuda detaylı bilgilere daha önceki yazılarımızda değinmiştik. Peki dinçliğe olumlu etkisi olan ayrıca hangi bitkileri sıcak olarak içebiliriz?

Düzenli olarak ekinezya çayı içmek; E, B, A vitaminlerinin yanı sıra sodyum, potasyum, demir, magnezyum ve kalsiyum gibi önemli mineralleri vücuda kazandırarak dinçlik sağlar. Ekinezya çayı, zencefil, limon ya da balla tatlandırılarak içilebilir ya da içine tarçın, zencefil, karanfil, kakule gibi baharatlar konarak farklı aromalar elde edilebilir.

Bağışıklık sistemimizi destekleyen ve soğuk algınlığı tedavisinde yardımcı olan hibisküs sindirim sistemimizi de rahatlatır. Elma, tarçın ve hibisküs karışımı ile vitamin oranı yüksek lezzetli bir karışım hazırlayabilirsiniz. Vücut direncini arttıran ve mideyi rahatlatan ıhlamur çiçeklerini de bu karışıma ekleyebilir ya da tek başına içebilirsiniz.

Mide ve bağırsak sistemini rahatlatan, güçlendiren ve desteklemede yardımcı ebegümeci yaprakları ve lavanta çiçeklerini de hem güzel renkleriyle hem de faydalı yönleriyle tercih edebilirsiniz. Son dönemlerde sıkça duyduğumuz gibi bağırsaklarımız ve sindirim sistemimizin sağlıklı olması hem fiziksel hem ruhsal sağlığımızın iyiliği açısından çok önemli bir role sahip.

Kuşburnu, C, B1, B12 gibi yoğun vitamin içeriğiyle vücuda dinçlik sağlamakta, bağışıklığı desteklemekte ve yüksek antioksidan yapısıyla enfeksiyonlara karşı bedeni korumakta ve enerji vermekte etkilidir.

Damak tadımıza göre kendimize farklı bitkilerden seçerek keyifli ve faydalı karışımlar hazırlayabiliriz. Dikkat etmemiz gereken en önemli nokta bitkiler hakkında bilgi edinmek ve bilinçli bir şekilde hazırlamak ve tüketmektir.

21 Ocak 2018 Pazar

ÇAYLARLA GÜÇLENMEK



Havaların iyice soğuduğu ve grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkları sıkça duyduğumuz bu günlerde bağışıklık sistemimiz ne kadar güçlüyse biz de o kadar güçlüyüz demektir.

Hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak güçlü olabilmek için hepimiz elimizden geldiğince çabalıyoruz. Şanslıyız ki çay bitkisi farklı alternatiflerle bizlerin yanında. Hazırlaması kolay, içmek için ayrıca vakit ayırmamız da gerekmiyor. Çalışırken, kitap okurken, temizlik yaparken yani kısaca her an içilebilir olma özelliği ile en pratik desteklerden biridir çay içmek. Çay yaprağının bileşenleri polifenoller, flavonoidler, kafein, proteinler, amino asitler, karbonhidratlar, lipidler, vitaminler (B vitamini) ve minerallerdir. Çay ayrıca A, K, C, B vitamini, beta-karoten ve florür içerir. Aslında özet olarak çay bitkisi yapısal özelliği gereği doğal olarak bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlarca zengin besinler ve içecekler tüketmek günümüzde kendimiz için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biridir. Beyaz çay veya yeşil çay çeşitleri tercih ederken C vitamin oranı çok yüksek olan kuşburnu koyabilirsiniz. Yapısında bol miktarda bulunan polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren, zengin vitamin ve minerallere sahip olan kuşburnu, likopen ve A, B, E, K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, demir gibi değerli mineralleriyle vücut direncini artırıyor, sinir sisteminde, hücre yenilenmesinde fayda sağlıyor. Son dönemlerde sıkça duyduğumuz bir çay çeşidi olan Rooibos çayı Afrika kökenli bir bitki olan "kızıl çalı" bitkisinden elde edilmektedir. Kimyasal bileşiminde А, В1, В2, В5, В6, В12, С, D, Е, К ve РР vitaminleri; potasyum, kalsiyum, magnezyum, iyot, florin, bakır, manganez, demir, çinko, selenyum, fosfor ve sodyum bulunur. Antioksidan oranı da çok yüksek olan rooibos çayını çocuklar ve yaşlılar da rahatlıkla içebilirler. Rooibos çayını sade olarak ya da içine tarçın, zencefil, karanfil veya meyve kuruları koyarak farklı karışımlar da yapabilirsiniz. Bünyemiz güçlü ve sağlam olduğu sürece hastalıklara karşı zafer kazanmak ve sağlıklı bir hayat sürmek çok daha kolay olacaktır. Çay bitkisinin ilk keşfedildiği yıllarda daha çok ilaç olarak tedavilere yönelik olarak kullanılması da sağlık yönünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Kısaca, bir fincan çay hem farklı özellikleriyle sağlık deposu hem de lezzetli tadıyla günümüzü, sohbetlerimizi renklendiren , sıcaklığıyla bizi ısıtan çok keyifli bir içecektir.

25 Aralık 2017 Pazartesi

Karışım Çay Hazırlarken Çiçek Yaprakları




Bir yılı uğurlamak üzere olduğumuz 2017 yılının son haftasına girdik sonunda. Bu yılın son yazısını rengarenk çiçeklere ayırmak istedik. Farklı yeni karışımlar hazırlayıp, çiçeklerin hoş görüntüleriyle süslenen keyifli çaylarla merhaba diyelim istedik yeni gelen yıla.

Bize çay bitkisini sunan doğa; içtiğimiz beyaz, yeşil ve siyah çayla harmanlamamız için de farklı çiçek yapraklarını da sunuyor. Hem görüntüleriyle hem faydalarıyla birbirinden değerli çiçeklerle farklı aromalar elde edebiliriz. Hangi çeşidi içiyorsak bir tutam çiçek yaprağı eklemek yeterli olacaktır.

Bunlardan ilki Yasemin Tomurcukları. Bitki ekildikten yaklaşık 6 ay sonra bahar veya yaz aylarında çiçek açmaya başlar. Gerçek yaseminin oval, parlak yaprakları vardır ve çiçekleri hafif yapışkandır. Antioksidan özelliği ile yasemin çayı yaşlanmanın fiziksel etkilerini geciktirir. Pek çok diyetisyen tarafından diyet programlarına dahil edilmektedir çünkü tatlı tadı çay ya da kahveyi şekerli içenlerin şeker kullanmadan sıcak içecek içmesini sağlar ve yağ yakılmasını teşvik eder. Bağışıklık sistemini güçlendirir, depresyon belirtilerini azaltır.

Nergis çiçeğinin hikayesi eski Yunan Uygarlıklarında çok fazladır. Yunanca latin bir sözcük olan narkotik kelimesinden gelmektedir. Yarı tanrı bir avcı olan Narcissus ile peri efsanesine dayanmaktadır. Baş  ve mide ağrılarına iyi gelir. Migren hastalığında tavsiye  edilmektedir. Kabızlık sorununun tedavisinde ve mideyi rahatlatmada çok faydalıdır. Bir diğer faydası ise ateş düşürücü olmasıdır. 

Malvaceae familyasından olan ebegümeci deniz kenarlarına, bataklık ve nehir kenarlarına, rutubetli ortamlara özgü bir bitkidir. Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişen bitkinin Türkiye'de yalnızca ona yakın türü yetiştirilir. Yabani olarak yetişen bu bitki mor renkte çiçeklere sahiptir. Boğaz kuruluğuna iyi gelir, gastrit ülser tedavisinde kullanılır, mide ağrılarını hafifletir, cilde yumuşaklık verir, bağışıklık sistemini güçlendirir,  yatıştırıcı etkisi vardır.

Amerika merkez olmak üzere Avustralya’ya kadar dünyanın birçok yerinde yetişen, mor yaprakları olan Medine Çiçeği A, E ve B grubu vitaminler, selenyum gibi mineraller, proteinleri oluşturan 20 aminoasitten biri olan triptofan içerir ve bu; rahatlamayı, neşeli olmayı sağlayan serotonini etkiler, uykuyu düzenleyici melatoninin üretimini de sağlar ve cildi rahatlatıcı, iyileştirici etkileri olan allantoinler içerir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu güzel çiçek yapraklarına ve daha fazlasına online satış sitemiz olan www.teapot.com.tr den de rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

TEA&POT ailesi olarak hepimiz için çiçek yaprakları gibi rengarenk günlerle dolu yeni bir yıl diliyoruz.

17 Aralık 2017 Pazar

EFSANELERİN ÇAYI; OOLONG



Beyaz, yeşil ve siyah çay daha önceki yazılarımızda değindiğimiz çay çeşitleri. Bu yazımızda çay bitkisinden elde edilen ve ülkemizde de son dönemlerde ismini sıkça duymaya başladığımız Oolong çayından bahsedeceğiz.

En özet tanımla Oolong çayı, yeşil çaydan daha uzun süre, ancak siyah çaydan daha kısa süre oksidizasyon işlemine uğramış çay cinsindir. Oolong kelimesi ise Çince’den geliyor ve “siyah ejderha çayı” anlamına geliyor. Siyah ejder tanımı, yaprakların koyu yeşil renkli ve bir bütün olarak kıvrılmış olması, demlendiği zaman bu kıvrımların açılarak iri çay yaprakları haline dönmesi ile ilgilidir. Yeşil çay, siyah çaya dönüştürülürken çay yaprakları rengini değiştirmeye başladığı an oksidizasyon işlemi durdurulur ve yarı okside bir çay olarak Oolong üretilir. 

Oolong çayı ile farklı efsanelerden bahsedilir. Bunlardan en yaygın olanı şöyledir; Çinli bir çay çiftçisi, çay toplarken bir geyiğe rastlar, çay toplamayı bırakıp, onu avlamak için peşinden gider. Ertesi gün döndüğünde toplayıp bıraktığı çay yapraklarının kenar kısımlarının daha kırmızı ve okside olduğunu fark eder. Efsaneye göre farklı bir şekilde okside olan bu çeşidi fark eden çiftçinin adı “Oolong” dur. 

Oolong çayı, siyah çayların işlem gördüğü şekilde şiddetli parçalama içermeyen bir kıvırma işleminden geçirililer. Bu nedenle işlem sonrası  büyükçe kıvrılmış bir yaprağa, kahverengimsi bir renge, çok hafif yeşilimsi ve bakır rengi liköre sahiptir. Oolong çayı güçlü antioksidan etkisiyle vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor yönünden zengin olan oolong çayı çeşitli hastalıklara karşı vücudu güçlendirir ve metabolizma hızını yükselten oolong çayı yakılan kalori miktarını arttırarak kilo vermenize yardımcı olabilir. Kateşin bakımından zengin olan oolong çayı bu özelliği ile çeşitli kanser araştırmalarına konu olmuştur. Etkili bir ödem atıcı olarak sindirim sisteminizi rahatlatır. 

Bir tatlı kaşığı oolong çayınızı 85 derece su sıcaklığında 5-6 dk demlemeniz yeterli olacaktır. Oolong çayına ait birçok çeşit bulunmaktadır. Green dragon oolong çay, milk oolong çay, champagne formosa oolong çay, doi tung jin xuan oolong çay, orchid oolong bunlardan bazılardır.

Böylesine özel bir çayı mutlaka denemenizi tavsiye ediyoruz. Oolong çayı, lezzetli aroması ve faydalarıyla çok farklı bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor.




10 Aralık 2017 Pazar

Siyah Çay






Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve yeşil çayla ilgili kısa bilgiler vermiştik. Şimdi sıra siyah çayda. Kahvaltı sofralarımızın ve dost sohbetlerimizin vazgeçilmezi siyah çay ülkemizde de aynı dünyadaki gibi sudan sonra tüketilen en popüler içecek.

Çay bitkisinden elde edilen siyah çay üretiminde, Soldurma, Kıvırma, Oksidasyon, Kurutma ve Tasnif işlemleri uygulanır. Bu kadar çok işlemden geçen çay bitkisi tabi ki son işlemlerden sonra yeşil yapraklıdan siyah yapraklı bir çaya dönüşüyor.

Soldurma kısaca; sıcak hava ile suyu buharlaştırılarak azaltılan çay yaprağının, fiziksel olarak kıvırma işlemi için uygun hale dönüştürülme işlemidir.
Kıvırma; solmuş çay yaprağının ezilmesiyle hücre öz suyunun kıvrılmış yaprak yüzeyine yayılması ve oksidasyonun başlaması işlemidir.
Oksidasyon ile siyah çayda istenen renk, burukluk, parlaklık, koku ve aromanın oluşması sağlanır.
Kurutma; kıvrılmış ve fermente olmuş çay yaprağının, fırınlanarak nem oranını %2-4 seviyelerine indirme  işlemidir.
Tasnif; fırınlanan çayların standardı belirlenmiş eleklerden geçirilmek suretiyle incelik, kalınlık ve kalitelerine göre ayrılma işlemidir.

Her ne kadar burda böyle çok kısa olarak özetlesek de her bir işlem kendi içinde alt işlemlere sahiptir ve zaman alan uygulamalardır. Tabii ki bu kadar işlemden geçince çay bitkisinin sahip olduğu antioksidan oranı düşüyor ve kafein oranı artıyor. İşte tam bu sebepten ötürü siyah çay zindelik ve enerji veren bir çay çeşidi oluyor. Çok işlemden geçmesi tüm yararların gitmesi demek değil sadece daha azalmış olması demek. Siyah çaydaki tein aslında kafeinin bir çeşididir ve beyindeki yorgunluk hissiyle baş etmede etkili bir yardımcıdır. Gerilim ve endişeyi azaltmaya yardımcıdır.

Çay bitkisi yetiştiği yöreye göre farklı aromalara sahip olan bir bitkidir. İklim, toprak yapısı, yakınlarda yetişen diğer bitkilerin özellikleri vb. gibi faktörler neticesinde farklı yörelere ait siyah çaylar mevcuttur. Hindistan’da yoğun bir siyah çay üretimi vardır. Seylan, Assam, Darjeeling çaylarının hepsi siyah çay olmasına rağmen damakta bıraktıkları tat birbirlerinden çok farklıdır. Çin’in Yunnan çayının Keemun çayından farklı olması gibi. Kiminin daha yumuşak kiminin daha sert bir aroması vardır. Damakta bıraktıkları aroma farklıdır. Bu da çay deyip geçmemek gerektiğini gösteren kanıtlardan biridir aslında. Faydaları ortak olsa da bir yudumun ardından bıraktıkları lezzetlerle farklılıklar sunarlar siyah çay çeşitleri.

En güzeli farklı yörelerin siyah çaylarını kendimizin deneyimlemesidir. Böylece farklarını hissederek daha iyi anlayabiliriz. Çeşidi, yöresi her ne kadar farklı olsa da tek ortak nokta çay bitkisinin sunduğu sağlıklı ve keyifli yönleridir. Hepimiz için bol keyifli bir hafta olmasını diliyoruz.

kaynakça : birizbiz.com